Hamdullah TAN Anlamadığımız bir şeyler vardı
Yazı Detayı
09 Mart 2021 - Salı 09:40
 
Anlamadığımız bir şeyler vardı
Hamdullah TAN
 
 

(bir 28 Şubat yazısı) 

Nereden başlayacağımı bilemedim. Yazılabileceklerin en zorunu yazmaya. Çünkü duyguların, düşüncülerin darbe yediği bir dönemi anlatmak sadece ''anlatmak'' değildir. O günleri tekrardan ve tekrardan yaşamaktır. Gerçi o günlerin izi hiç bizden geçmedi ve nereye gidersek bizimle geldi. Biz gelme desek de, kovmaya çalışsak da bırakmadı peşimizi.
Evet, yanlış tahmin etmediniz 28 Şubat'tan bahsediyorum. Üniversite kapılarından çevrilen tesettürlü kızlarımızın acı dolu yıllarından. İmam-Hatiplilerin kat sayı denen zulme maruz kaldığı günlerden bahsediyorum. Hanımı tesettürlü diye TSK ve en önemli kurumlardan atılanlardan bahsediyorum. İnandığı dinin gereğini yerine getirmek için namaz kılan, oruç tutan insanlara öcü muamelesi yapılan yıllardan bahsediyorum. İslami hassasiyeti ön planda tutan gazetelere abone olanların fişlendiği bir dönemden bahsediyorum. Kısacası bizden bahsediyorum. Eşref Ziya Terzi'nin ifadesi ile '' Biraz da boyumuzu aşan belki de en son söylememiz gereken cümleleri en başta söylediğimiz yıllardı. 100.000 satış bandında olan İslami müzik piyasasında ki dağılmalar, söylemde kırılmaların olduğu bir döneme girmiştik. 
 Başörtülü olanlara yapılan muamele dışında gözden kaçan belki de hiç gündemde tutulmayan İmam Hatip Okullarında okuyan erkek öğrencilerin yaşadığı tramvaydı. Belki de hayatlarının geri kalan kısmında devlete küsmese de içten içe bir kor haline dönüşen yürek acısı ile yaşamaya tutundular. Bu öyle bir talimdi ki bu gençler devlete sitem ettiler ama hiçbir zaman düşman olmadılar. Devletin karşısında yer alan hiçbir oluşumun düşünce yapılarına müdahil olmasına da izin vermediler.
Biz o zamanlar imam- hatip sınıflarında ve koridorlarında geleceği çalınmış öğrenciler olarak yaşıyorduk. Lise bittikten sonra ne olacaksınız sorusu her gün her gün yüzümüze vuruluyordu. O günlerde bizim tek tesellimiz: korkmadan bizi cesurca, inandığını gururla savunan 'bir avuçtuk biz' sözüne mazhar adamların olması idi. Şubat'ın en soğuk günlerinde onların yazıları ile ısınmış ve teselli olmaya çalışmıştık. 
Bunları yapanlar bizden olmayanlardı. Bizi düşman olarak görenlerdi. Bunu o günlerde kabul etmek mümkün olmasa da bir şekilde kabul ediyorduk. Ama kabul edemediğimiz, anlayamadığımız bir şeyler vardı.  Bir elekten süzülme idi bu yıllar. Kırılma noktasının söyleme vurduğu  ''Olmadı Dost'' albümünde geçen 'dönüp de ardına bakan olmadı'
Bizden olanlar o gün neden suskundu. Neden susuyorlardı. Dava edebiyatı ile kitleleri peşinden sürükleyenlerin apar topar çocuklarını İmam Hatip okullarından almalarını, sakallarını hemen jilete vuranları, köşe yazılarında korkak korkak ''ya böyle olmasa daha iyi olur'' diyenleri anlayamamıştık o günlerde. Sonradan büyüyünce anladık ''büyükler korkmaz'' diye bir şey yokmuş. Asıl korkanlar ''büyüklermiş''. 
Ne yazık ki, O gün susanlar o gün o zulme boyun eğenler, bugün ne yazık ki bu davada emek vermiş insanlardan daha çok konuşuyor ve alkışlanıyorlar. O günün o sitemini savunan yapan zatlar bugün gelinen noktada her türlü nimetten ( dünyevi) faydalanmak adına bugünde bizden daha çok (mağdur alanlardan) dava edebiyatı yapmaktan çekinmiyorlar. 

İşte bugün bizim yerimizin neden burası olduğunu anlamayanlar, anlamak istemeyenler, anlamak istiyorlarsa 28 Şubat'ta bakmaları yetecektir. Biz yaşadık bari bizden sonrakiler, çocuklarımız yaşamasınlar diye bu davanın içindeyiz. Bizzat mücadelenin içindeyiz.
Bu gün düşünce özgürlüğü, basın özgürlüğü gibi kavramlarını diline dolayıp özgürlükçü, demokrat geçinenlerin hiç biri, o günlerde ''tesettür takmak inanç özgürlüğüdür'' dememişti mesele. Biz bunların özgürlük anlayışlarını bu yüzden çok iyi biliriz. O gün bu kavramları kullanıp kendini aydın sanan kişiler, postal yalamaktan başka bir şey yapmıyorlardı. 
Bir daha 28 Şubat'lar yaşanmasın istiyorsak saha da olacağız. Mücadele edeceğiz. İçinde bir dava ruhu olmayanlar ile yola çıkmayacak, gerçekten dava adamı olan adamlarla beraber olup ve onları harcatmadan bir inşa hareketi gerçekleştireceğiz.
 28 Şubat'ın kirlettiği zihinlerimizi hurafelerden, atıklardan temizleyip, okuyup, değişip, değiştirmek ile mükellef olanlardanız. Çünkü yaşadığımız kültür ne yazık ki  bize ait değil henüz. Bu anlamda hâlâ ve hâlâ 28 Şubat'ı yaşıyoruz. Zihnimiz 28 Şubatın çöplüğü durumunda. Bunu yapamaz isek;  ihya olamadan imha olmuş nesiller ile birlikte yaşamak zorunda kalacağız.
Kısacası; bir daha 28 Şubatlar yaşamak istemiyorsak; gün Müslümanca düşünüp Müslümanca yaşayan nesiller yetiştirme günüdür.
Hamdullah TAN

 
Etiketler: Anlamadığımız, bir, şeyler, vardı,
Yorumlar
Haber Yazılımı