Yazı Detayı
07 Ağustos 2019 - Çarşamba 09:39 Bu yazı 1696 kez okundu
 
Güneşimi kapatma başka ihsan istemem
Furkan ALAKUŞ
damgam
 
 

Sokrates, Felsefe tarihine baktığımız zaman büyük bir filozoftur. Birçok öğrencisi de bulunmaktadır. Bu öğrencileri, Sokrates’in ölümünden sonra da onun anlayışını, kendi katkılarıyla devam ettirirler. Bu öğrencilerden biri Antisthenes ve kurduğu okul da Kinikler’dir. Kinik, Yunanca bir kelimedir ve dilimizde karşılığı köpeksi olarak görülür. Bu kadar ön bilgi sanırım bizi ilgilendiren kısım için yeterli.

Sinop doğumlu olup sonrasında Atina’ya taşınan Diyojen de, Antisthenes ile tanışır ve Sokrates’in öğretilerini öğrenir. O da artık bir Kinikli olmuştur. İnsanın, özgür olması gerektiğini, bu sebeple de bedensel hazlardan kurtulması gerektiğini düşünen bu okulun öğrencileri, isimlerinden anlaşılacağı üzere çok sefil bir hayat yaşarlar. Hayatın devamını gerektiren yeme/içme gibi biyolojik ihtiyaçlar dışındakileri karşılama gereksinimi duymazlar ve böylece özgür olacaklarına inanırlar.

Diyojen de öğretiler sonrası, özgür olmak için bir fıçıda yaşamını sürdürme kararı alır. Evi yoktur dolayısıyla kira derdi de... Üzerinde sadece bir elbise vardır ve de bir tas. Tüm mal varlığı bunlardır, günümüz güncel tabiriyle. Bir gün eliyle su içebileceğini farkeden Diyojen, tası da atar ve bir daha özgürleşir.

Günleri böyle geçerken dönemin siyaseti de devam etmektedir. İşgaller, fetihler falan. Günlerin birinde Makedon kralı 2. Philip ile veliaht prensi İskender (sonrasında büyük olacak olan) Atina’yı, kendilerine göre fethederken Atinalılar’a göre ise işgal ediyorlar. Şehre giriş yaptıktan sonra halk, büyük bir saygı gösterisinde bulunuyor. Yerlere kapanıyorlar, secde yapıyorlar belki kurban kesmiyorlar ama kendilerine göre yapıyorlar bir şeyler. Ancak olayları takip eden Prens İskender’in gözüne bir adam çarpıyor, doğru bildiniz: bizim Sinoplu Diyojen. Ortalık elli altı olduğu sıralarda fıçısında öylece duran Diyojen’in yanına kadar gidiyor, Prens İskender (sonraki büyük) ve aralarında şu diyalog geçiyor.

İskender: Beni tanımadın mı?

Diyojen: Evet, seni tanıdım.

İskender: Peki neden saygı göstermiyorsun?

Diyojen: Sen benim kölem bile değilsin, kölemin kölesisin. Ben nefsimi köle almışken sen nefsin uğruna neler yapıyorsun, hiç saygı hak ediyor musun?

İskender: (Diyojen’in boş adam olmadığını anlar ve özür diler) Benden bir isteğin var mı?

Diyojen: (Oğluna iş, kendisine makam istemesi beklenirken yapıştırır) Güneşimi kapatma, gölge etme. Başka ihsan istemem.

 
Etiketler: Güneşimi, kapatma, başka, ihsan, istemem,
Yorumlar
Haber Yazılımı